KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: Barış olmazsa ekmeğimiz azalıyor

İZMİR – İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin son gününde KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik “Emeğin Açık Yaraları ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir konuşma yaptı. 50 yılı aşkın süredir dünya genelinde ve Türkiye’de emek karşıtı neoliberal politikaların yaratmış olduğu politikaların emeğin yaralarını giderek derinleştirdiğini söyleyen Bozgeyik, yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

‘BARIŞ OLMAZSA EKMEĞİMİZ AZALIYOR’

Bu krize neden olan sistemin tartışılması gerektiğini söyleyen Bozgeyik, “Türkiye son dönemde yatırımcılar açısından güvenli bir ülke olmadı. Var olan antidemokratik uygulamalar dolayısıyla güven endeksinde gerilemeye neden oldu. Tüm kurumlar ekonomik kaynaklar, hukuk düzeni ve üniversiteler sermaye ve iktidar lehine kullanılır oldu. Doğa bilgisiz bir şekilde sömürülüyor. Devlet şirketleşerek var olan sistemle bütünleşiyor. Yönetici modeli olarak adlandırılan bu sistem kapitalizmin daha hızlı bir şekilde ortaya konulmasını öngörüyor. Özelleştirilmeyen kamu kurumu neredeyse kalmadı. Eğitim, sağlık, ulaşım özelleştirildi ve buna halkın ulaşması zorlaştı. Önümüzdeki dönemde bu politikalar kalkacak. Kamu kurumları ticarethaneye çevrilmeyecek. Bu durum durdurulacak. 14 Mayıs seçimlerinden sonra da haklarımızın tekrar özüne dönmesi için yeni bir kurumsal alanın inşa edilmesi anlamında önümüzdeki dönem daha fazla adalet, daha fazla özgürlük, daha fazla eşitlik olmasını öngörüyoruz. Çok sesliliğe giden bu yolda demokrasi, eşitlik ve kardeşliğin olması için bizlere çok fazla görev düşüyor. Barış olmazsa ekmeğimiz azalıyor. Yaşam zorlaşıyor. Eşitlik ve adalet azalıyor. Görev ve sorumluluğumuzun gereğini yerine getireceğiz” ifadelerini kullandı.

‘TAVİZ VERMEYECEĞİMİZ ÜÇ KONU VAR’

Kongrede konuşan Birleşik Kamu İş Genel Başkanı Mehmet Balık, Türkiye’de kapatılan, dönüştürülen ve özelleştirilen eğitim sistemine dair gelinen tabloyu anlatarak, “Okullara fen lisesi desek, Anadolu lisesi desek ne olur; eğitimin kalitesi düştükten sonra bunun adının değişmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Türkiye’de devlet okulları sabun bulamazken, apartman daireleri özel okullara dönüştü. Kamu adına eğitim yapmaktan çıktık, birileri para kazansın diye eğitim yapmaya başladık. Bizim taviz vermeyeceğimiz üç konu var; eğitim, sağlık ve milli güvenlik. Eğer bir ülkede eğitim, sağlık kamu hizmeti olmaktan çıkmışsa, milli güvenliği özel güvenliğe teslim etmişseniz o ülkenin ayakta kalması mümkün değil. Bizim birçok alanda kamu politikaları uygulamamız lazım. Enerji, altyapıyı kamu yapıyor, özel sektör işletiyor. Türkiye’de elektrik, yol, su gibi giderlerin acilen kamulaştırılması lazım” dedi.

‘YENİ BİR TOPLUMSAL DÜZEN ŞART’

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “İkinci Yüzyılda Emek Eksenli Yeniden Kuruluş” başlığı altında sunum yaptı. Bütün yıkıcı sonuçlarını yaşadığımız bu düzen artık iflas etti” diyen Çerkezoğlu, yeni bir toplumsal düzenin şart olduğunu ifade etti. Çerkezoğlu, “Ülkemiz çok zorlu bir dönemden geçiyor. Ama bir o kadar da kararlı, umutlu ve heyecanlı bir tarihsel andayız. Kararlılığımız deprem felaketinin 85 milyonun yüreğinde açtığı yaraların derinliğinden geliyor. Umudumuz, gücünü hayatı her gün ama her gün yeniden üreten ellerimizden alıyor ve heyecanımız bugün bu topraklarda tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi yeni bir ülke kurmanın tarifsiz coşkusu ve gururu ile büyüyor” dedi.

‘ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ’

Çalışma yaşamının sadece güvencesiz değil, aynı zamanda güvenliksiz bir hal aldığını da belirten Çerkezoğlu, “Demokrasi sadece beş yılda bir sandığa gidip oy vermekten ibaret değil. Demokrasi tüm toplumsal kesimlerin hayatın her alanında karar mekanizmalarına katıldığı ve bunun güvence altında olmasıdır. İşçi sınıfının söz ve karar sahibi olması, örgütlü olmasından geçiyor. Ülkemizin tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten işçi sınıfı olmadan demokrasi olmaz, demokratik bir cumhuriyet hiç olmaz. Tüm işçileri, çalışanları, dünyadaki en uzun çalışma saatlerine, en düşük ücretlere, en örgütsüz çalışmaya, en çok ölümlü iş cinayetine mahkûm eden bu distopyaya mahkum değiliz. Demokrasi işçinin ekmeğidir. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakları olmaz. Yani meselemiz, Türkiye için demokrasi, toplum için ekonomidir. Esas meselemiz, demokratik bir cumhuriyeti inşa etmektir. Neyin üretileceğine, nasıl üretileceğine ve nasıl bölüşüleceğine halkın karar verdiği bir düzen kurmaktır. Bunun yolu da örgütlü olmaktan geçiyor. Örgütlenmenin önündeki engelleri ortadan kaldıracağız” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN GELECEĞE UZANMASI İÇİN 5 KAPI VAR’

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez’in ise Türkiye’nin geleceğe uzanması için 5 kapının olduğunu hatırlatarak, “Demokrasi, çevre, dijitalleşme, kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği olarak tanımlıyoruz. Gerek genç işsizlik, gerekse de beyin göçü ülkemizin geldiği durumu özetliyor. Gençlerin iş gücüne ve eğitime katılması bunun da teşvik edilmesi gerek. Analitik düşünebilen dünyaya bilime ve bilgiye açık nesiller yetiştirmeliyiz. Gençleri, girişimci ruhu desteklemeliyiz. Hayatın her alanında etkin katılımı sağlayan bir Türkiye hayal ediyoruz. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere şiddet ve ayrımcılığı ortadan kaldıracak, insan haklarını savunan, İstanbul Sözleşmesi gibi teminatları daha güçlü bir şekilde savunmak ve uygulamak durumundayız. Gelecek yüzyılımızda İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanabilir olması en büyük temennimiz. Güçlü kadının güçlü Türkiye olduğunu biliyor ve ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ diyoruz” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir